Davaya katılma dilekçesi örneği

davaya katılma dilekçesi 
Dilekçelerinizi biz hazırlayalım

davaya katılma dilekçesi


MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

                                      ……….

…/…/…

DOSYA NO :

DAVAYA KATILMA

TALEBİNDE BULUNAN:

VEKİLİ :

KONU : Davaya katılma talebimiz hakkındadır.

AÇIKLAMALAR :Mahkemenizde derdest olan … esas sayılı dava dosyası kapsamında yargılamaya konu suça ilişkin olarak, müvekkil suçtan zarar gören sıfatına haiz olduğundan davaya katılma talebinde bulunmaktayız.

C.M.K.’nın 237’nci maddesine göre;mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.

SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz izah edilen nedenlerle, katılma talebimizin kabulü ile sanığın cezalandırılmasına ve müvekkilime ait şahsi hakların saklı tutulmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.

                                                                                  Talepte Bulunan Vekili

davaya katılma dilekçesi İNDİR WORD


T.C.Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2006/9-51 E., 2006/50 K.

(…)

1412 sayılı CYUY’nın 365. maddesi gereğince, suçtan zarar gören herkesin davaya katılması olanaklıdır. Davaya katılma hakkı olan kişiler bu haklarını aynı yasanın 366. maddesi uyarınca, ya merciine verilecek bir dilekçeyle ya da tutanak tutulmak üzere zabıt katibine yapılacak bir beyanla kullanabileceklerdir.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 237. maddesinde ise, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların davaya katılabilecekleri kabul edilmiş, ancak yasa yolu muhakemesinde bu hakkın kullanılamayacağı esası benimsenmiştir.

Anılan Yasanın 238. maddesi uyarınca; davaya katılma hakkının kullanılması bakımından mahkemeye dilekçe ile başvurma yönteminin yanı sıra, sözlü olarak yapılan istemin duruşma tutanağına geçirilmesi de yeterli görülmüş, hatta şikayetçi olduğunu bildiren kişiye mahkemelerce, davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması hususunda zorunluluk getirilmiştir.

Açıklanan yasal düzenlemeler nazara alındığında, 1 Haziran 2005 tarihinden önce sonuçlandırılan yargılamalarda kamu davasına katılma konusunda 1412 sayılı CYUY’nın 365 ve devam eden maddelerine uygun olarak işlem yapılmış olması gerekli ve yeterlidir.

Bu süreçte anılan yasal düzenlemeye uygun biçimde son soruşturma (kovuşturma) aşamasında katılan sıfatını almayan ve davaya katılma konusunda istemde bulunmayan bir kimsenin, olağan yasa yollarından olan temyiz davasında kamu davasına katılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. 5271 sayılı CYY’nın yürürlüğe girmiş olması, önceki yargılama yasasına uygun olarak sonuçlandırılan davalarda, şikayetçiye yeni bir hak bahşetmeyecektir.

Kuşkusuz, 5271 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra, yöntemine uygun bir temyiz başvurusu nedeniyle hükmün bir başka hukuka aykırılık saptanarak bozulması üzerine, yeniden gerçekleştirilecek yargılama, artık yürürlükte olan 5271 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılacak ve kovuşturma evresinin bu aşamasında şikayetçinin davaya katılması mümkün olabilecektir.

Bu itibarla, bozma sonrası aşamada diğer yargılama kurallarının yanında 5271 sayılı CYY’nın 233 ve devamı maddeleri uyarınca mağdur ve şikayetçinin çağırılıp dinlenmeleri ve onlara yeni yasanın bahşettiği diğer hakların yanı sıra 238. madde gereğince kamu davasına katılma haklarının bulunduğunun hatırlatılması da gerekecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Şikayetçi ile vekili, kovuşturma aşamasında davaya katılma konusunda usulüne uygun başvuruda bulunmadıkları gibi davaya katılma iradesini yansıtır nitelikte istemlerini içerecek herhangi bir dilekçeleri de bulunmamaktadır.

Öte yandan, şikayetçi vekillerinin hazır bulunduğu bazı oturumlara ilişkin tutanak başlıklarında “müdahil vekili geldi” biçiminde ibareler mevcut ise de, yanlışlıkla yazıldığı anlaşılan bu ifadelerin davaya katılma istemi bulunmayan ve davaya katılmasına karar verilmeyen şikayetçiye katılan sıfatını kazandırmayacağı açıktır.

Bu bakımdan, işlem tarihinde hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmayan şikayetçinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, Özel Dairece şikayetçinin bu istemine dayalı olarak bu incelemesi yapılıp hükmün bozulmasına karar verilmesi isabetsizdir. Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

(…)

Kaynak:https://emsal.yargitay.gov.tr


9. Ceza Dairesi         2013/18145 E.  ,  2014/1437 K.

(…)

CMK’nın 238/2. maddesinin “duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur”, anılan Kanunun 260/1. maddesinin “… bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” şeklindeki hükümleri nazara alındığında, 03.03.2011 tarihli oturumda şikayetçi olduğunu ve sanığın cezalandırılmasını talep ettiğini beyan etmesine karşın davaya katılma hakkı hatırlatılmayan şikayetçi vekilinin 04.03.2011 tarihli temyiz dilekçesi katılma talebi niteliğinde olduğu anlaşılmakla, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören şikayetçinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde; Haciz işleminin gerçekleştiği ikamet adresinden taşındığı ve bu nedenle haczedilen malları yeni adresine götürdüğünü beyan eden sanığın, mallar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunup bulunmadığı, taksirle kaybolmasına veya bozulmasına neden olup olmadığı araştırılıp belirlendikten sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı gerekçe ile beraatine kararı verilmesi, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA,

(…)

Kaynak:https://emsal.yargitay.gov.tr

Etiket:#Davaya katılma dilekçesi

0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir